Takip Edin
HOSTEC Tusid İstanbul

Gündem

Tayland’da gerçekten böcek yeniyor mu?

Yayınlanma tarihi

-

Tayland’a gelen turistlerin hepsi, gittikleri turistik pazarlarda böcek satıcılarını görürler. Peki gerçekten de Thai insanı bunları yiyor mu?

Şahsen 2008 yılından bulunduğu ülkede böcek yiyen tek bir Tayland’lı bile görmedim. Taylandlılar o böcekleri turistler görsün, fotoğraf çeksin diye satarlar. Lokal yerlerde bu böcek standlarını çok nadir görürsünüz.
Aslında satın alıp yiyen turistleri de çok nadir görürsünüz. Binlerce kilometre uzaktan gelmiş olan turistler için bu tarz görüntüler, onlara hem egzotik gelir, hem de “bakın ben nerelerde geziyorum” diyerek sosyal medyada paylaşmak için fotoğraf çekmesine imkan tanır. Böcek satıcıları da satıştan değil çekilen fotoğraftan para kazanırlar.

Bir gün bir misafirim çok merak etti; akrep satın aldı. Satıcıya bunun nasıl yendiğini sordu. O da “Ben ne bileyim yiyen sizsiniz. Ben yemiyorum ki bunları!” diye cevap verdi. Düşünsenize… Adam size akrep, örümcek, kurt, çekirge satarak para kazanıyor, sonra da gidip öğle yemeğinde ıstakoz, karides yiyor.

Benim işim turizm. Tayland’ın çoğu turistik ve lokal yerlerinde hem yaşadım hem gezdim gördüm. Duyduklarımı değil gördüklerimi aktarıyorum. Misafirlerime doğru bilgiyi verebilmek adına da her konuda olduğu gibi, bu konuda da çok araştırma yaptım. Çünkü mutlaka bu konu açılırdı. Sorduğum sorulara aldığım cevaplar ya “Hayır hiç yemedim” ya da “Dedem gençliğinde çekirge yermiş.” oluyor.

Bir Tayland hükümet yetkilisi ile yaptığım görüşmede, bu tarz yemekleri, Tayland’ın Kamboçya sınırına yakın olan İsan bölgesine çalışmak için gelen Çin’li, Myanmar’lı, Kamboçya’lı göçmenlerin tükettiği bilgisini vermişti. O da gıda niyetine değil, bir çeşit aperatif niyetine. Hani bizde ki “gel bir midye dolma yiyelim” hesabı.

Dünyanın en güzel deniz ürünleri burada ve çok da ucuz. Adamlar sokakta 1 dolara tavuk, pilav, çorbadan oluşan menü yiyebiliyor. Durum böyleyken, kalkıp zor bulunan böceklerle mi karınlarını doyuracaklar.
Meselâ Bangkok’un en son açılan turistik Asiatique gece pazarına gidin, oranın hemen girişinde timsah çevirme yapıyorlar. Sırf turistler gelsin fotoğraf çeksin, tatmak isterse de parayı bayılsın diye.

Hazır konu gıdadan açılmışken, Tayland ile ilgili şu önemli bilgiyi de değinmeden geçmeyelim.

Tayland’da gezdirdiğim Türk turistlerden nadiren de olsa şu tarz tepkiler geliyor. “Çok kötü kokuyor! Tolga bey lütfen bir an evvel buradan uzaklaşalım, yoksa kusacağım!”. Halbuki bilmiyorlar ki Tayland’da organik tarım zorunludur. Gördüğünüz ve yediğiniz büyün meyve ve sebzeler organiktir. Tarımda ilaçlama yapmak, kimyasal madde kullanmak hükümet emri ile kesinlikle yasaktır ve çok ağır cezaları bulunur. O nedenle ben de misafirlerime önce bu bilgiyi verir ve şöyle derim:

“Arkadaşlar… Bu koku sağlığın kokusudur. Tayland’da bulunduğunuz süre boyunca gördüğünüz bütün tropikal meyve ve sebzeleri hiç çekinmeden yiyebildiğiniz kadar yiyin. Bir daha böyle sağlıklı yiyecekleri bulamayabilirsiniz!”

Aslında bizim şanssızlığımız Türk mutfağının gerçekten de çok lezzetli oluşundan geliyor. O nedenledir ki bırakın Türkiye’den 12 bin kilometre uzaktaki bir Uzakdoğu ülkesine gelmeyi, burnumuzun dibinde ki Yunanistan’a bile gitseniz illa ki yemeklerini yadırgarsınız.

Dünyada yemekleri ile ünlü sayılı mutfak vardır. Nedir bunlar? Türk mutfağı, İtalyan, Fransız mutfakları ve belki birkaç tane daha sayarsınız. Tayland mutfağı da bunlardan biridir. Tayland’da bunlara ilaveten diğerlerinde olmayan önemli bir özellik daha vardır ki, o da “sokak yemeği” kültürüdür.
Demem odur ki, bir ülkenin yemekleri bizim ağız tadımıza uymuyorsa, bu o ülke yemeklerinin kötü olduğu anlamına gelmez. Biraz da insanları yaşadıkları yere göre değerlendirmek gerekir.

Türkiye’ye götürdüğüm Taylandlı turistler ne zaman bana kokorecin ne olduğu sorsalar, onlara nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Söylediğimde de hepsinin ağzı açık kalıyor. Bir deneyin bakalım yabancı birine kokoreci anlatmayı…
Yahu biz kokoreç yiyoruz var mı bunun ötesi?
Bir gün İstanbul’da yabancı bir arkadaşımı gezdiriyorum. Has Türk yemeklerini tatmak istedi. Etrafa sordum araştırdım. Üsküdar’da meşhur bir kelle paçacı varmış, adresini de verdiler ona git dediler. Ben de hayatımda ne kelle paça yedim, ne de işkembe çorbası içtim.
Neyse gittik o meşhur restorana, siparişleri verdik. Manzara harika… 2 büyük kâse geldi önümüze. Yahu ben yemeğin ismi öyle, aslı öyle değildir biliyordum ama… Hani “yengen” veya “imam bayıldı” gibi. Harbi kelleymiş ya yemek:) Kaşığı daldırdım, bir göz bana bakıyor! Kirpikleri bile duruyordu, yani o derece. Adamın yanında masaya kusmuştum hiç unutmam.

O yüzden başka yemekler için iğrenç, leş gibi kokuyorlar deyip başka kültürleri aşağılamadan veya yermeden önce bir kendimize bakmamız gerekiyor sanırım.

Fransızlar mesela… Fransızların en çok beğendiği ve en fazla tükettiği etin ne olduğu biliyor musunuz?

Eminim herkesin ilk aklına gelecek olan ya domuz etidir ya da inek eti herhalde. Fransızlar en çok at etini severler. En fazla rağbet gören ve kapısında kuyruk olan restoranlar at eti satılanlardır. Bu durum İtalya ve İspanya için de geçerlidir.

Sibirya’dan bir anımı anlatacağım… Bir gün çalıştığım yerde, araziyi korusun diye aldığımız köpekler kayboldu. Yenisini getiriyoruz, bir süre sonra onlar da kayboluyor. Getirdiğimiz köpekler de öyle sıradan köpek değil.
En sonunda köpeklerimizin başına geleni bulduk.
Kırgızistan’dan, Kazakistan’dan ve bunun gibi farklı farklı ülkelerden gelen çalışanlarımız vardı. Meğer bunlar bel soğukluğuna iyi geldiği için hastalandıkça bizim köpekleri kesip kesip yiyorlarmış.
Yani her kültürün, her bölgenin ve hatta her insanın kendine has bir özelliği, yöreye has bir kültürü, gelenek ve görenekleri vardır.

O yüzden farklı kültürleri yargılamadan önce durup bir düşünmeli, sebeplerini araştırmalı ve her şeyden önce de kendi kültür ve alışkanlıklarımızı bilerek, önyargısız bir şekilde farklı kültürlere bakmalıyız.

Pandemisiz günlerde, Tayland’da görüşmek üzere…

Tolga kıvılcım
Ratcha Travel, Tayland
CEO
tolga@ratchatravel.com

Not: Yukarıdaki yazının tamamı kendi gözlem, tecrübe ve araştırmalarıma dayanmaktadır.

Devamını oku
HOSTEC Tusid İstanbul
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir