Takip Edin
HOSTEC Tusid İstanbul

Otel

TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal: Mecbur kalmasaydık otel yapmazdık

“Otel yatırımındaki asıl amacımız fuarcılıkta fark yaratmaktı. Gerçeği konuşmak gerekirse, şartlar ve koşullar gerektirmeseydi otel yapar mıydın diye sorsanız, cevabım hayır olurdu.”

Yayınlanma tarihi

-

TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal

Fuarlar kuruldukları kentin ticaretine önemli katkılar sağlayan organizasyonlardır. Birçok farklı sektöre iş imkanı yaratan fuarlar otelcilik için de kayda değer bir iş hacmi yaratıyor.
Türk fuarcılığının duayeni Bülent Ünal ile fuarcılığın mevcut durumundan otelleri TÜYAP Palas’a kadar geniş bir çerçevede konuştuk…

Fuarcılığın dünyadaki evrimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Avrasya coğrafyasında üç tane fuar destinasyonu oluştu. Bunlar İstanbul, Dubai ve Moskova. Avrasya coğrafyasında bu üç merkez dışında farklı ülkelerden ziyaretçileri bir araya getirebilecek tatminkar fuarlar düzenleyebilmek mümkün değil. Bu üç fuar kentinin ise kendilerine özel üstün ve zayıf yönleri var. Örneğin Dubai kural dışı bir yer. Fuar merkezin bir sahibi var ve yasalar farklı. Fakat özellikle tüketim malları alanında çok iyi fuarlar yapılabiliyor.
Moskova ise hiçbir şeyin olmadığı yıllarda çok iyi bir pazardı. Fakat orada da fuarlar Rusya için değil Moskova için yapılıyor. Kendi dışında ziyaretçi toplayabilecek bir fuar merkezi oluşmadı.

“İstanbul Avantajlı Bir Fuar Kenti”

İstanbul ise çok sayıda avantaja sahip bir fuar kenti. 30’a yakın ülkeden, sabah gelip akşam evine dönebildiğin bir ulaşım imkanı var. 3 saatlik bir uçuş mesafesinde 1,5 milyarlık bir nüfus yaşıyor. Ne kadar kendi içimizde kavga etsek de hala bölgenin en güvenli yerlerinden biriyiz. Eğlence, konaklama ve yeme içmede dünya standartlarındayız. Fuarcılıkta ciddi bir altyapı ve eğitilmiş insan gücüne sahibiz. Özellikle yatırım ve ara mallara yönelik fuarlarda çok başarılıyız.
Çin ve Brezilya’dan sonra İstanbul, dünyanın üçüncü önemli fuar merkezi olarak öne çıkıyor.

TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal

Avrupalı fuar şirketleri Türkiye’de önemli satın almalar yaptı. Türk fuarcılığını gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Mukayeseli üstünlük denilen bir şey var. Sen ne kadar yırtınırsan yırtın, toplum olarak yapabileceğin bir iş becerisi var. Bir ülkeye, ‘bugün başla bir ay sonra uçak yap’ diyemezsin. Fuarcılıkta üstün şirketler pazara girince yerli şirketler de satıp kaçmayı kendi gelecekleri açısından makul gördü.
Diğer yandan Avrupa’da fuarcılığın kan kaybettiği ise bir gerçek. Fakat teknik, entelektüel ve geleceğe dönük işlerdeki hakimiyetleri devam ediyor.

Yabancı fuar şirketlerinin gelişi devam eder mi?

Gelmez artık; çünkü bitti. Dünyanın en büyük 10 şirketi İstanbul’da. En büyükler buradayken artık küçüklerin pazara girmesi oldukça zor.

Fuarcılığını global ölçekteki büyüklüğü hakkında bilgi verebilir misiniz?

Fuar, dünya genelinde dağınık bir iş. Pazardaki en büyük şirketin payı bile yüzde 4’ler civarında. Türkiye’nin dünyadaki fuar pazarından aldığı pay ise yüzde 1,5’lar seviyesinde. Fuarcılığın dünyada 27-28 milyar dolar mertebesinde bir hacmi var. Fakat kendisinin 12 misli kadar yan iş yaratabilen bir sektör. Ulaşım, nakliye, gümrük, mimari gibi birçok farklı sektöre iş imkanı yaratıyor.

“Otel yatırımındaki asıl amacımız fuarcılıkta fark yaratmaktı. Gerçeği konuşmak gerekirse, şartlar ve koşullar gerektirmeseydi otel yapar mıydın diye sorsanız, cevabım hayır olurdu.”

Türkiye’de kaç fuar şirketi var?

Türkiye’de 196 fuar şirketi var. Bunların içinde niteliğe göre tasnif edildiğinde önde gelen 30’tanesi sektörün büyük bir kısmını kapsıyor. Bu 30’u sınıflandırdığında ise ilk 15 tanesi toplam ticari hacmin büyük kısmını yaratıyor.

TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal

İstanbul’a hangi ülkelerden fuar şirketleri geldi?

Ağırlıklı olarak Almanlar ve İngilizler var. Az ölçüde Fransızlar, çok az da İtalyan şirket var. Uzakdoğulu, Amerikalı ve Japonlar ise yok.
Alman fuarcılar genellikle kendi şirketleriyle çalışmayı tercih ediyor. İngilizler ise daha tüccarca bakıyorlar işe. Yabancılar yerli şirketlerle önemli ortaklıklar yaptı ve yerleşik hale geldiler. Önümüzdeki yıllarda Türkiye pazarından ciddi pay alacaklarını düşünüyorum.

Fuarlar kuruldukları şehirlere önemli bir hareketlik getiriyor. Sizce yerel idareler kentin fuarlarına sahip çıkıyor mu?

Fuarlar açıldığı şehri zenginleştiren faaliyetlerdir. Uzun yıllar bunu ilgili kesimlere anlatmaya çalıştık, ama zorlandık. Yeterince destek aldığımızı söyleyemem.

35 yıldır fuarcılık faaliyeti çerçevesinde sanayinin nabzını tutuyorsunuz. Türk sanayisinin gidişatına dair görüşleriniz nedir?

Türkiye’de insanlar birtakım gerçekleri söylemekten çekiniyor. Biri bana bir fikri savunduğunda, “Bu resmi görüşün mü, kendi fikrin mi” diye sorarım. Rakamlara bakıldığında Türkiye’nin ihracatı şu kadar arttı deniliyor. Ama bir de bu ülkenin ithalatı var… Türkiye’de ihracat yapan 56 bin firma var. Bu 56 bin içindeki 500 firma toplam ihracatın yüzde 80’ni yapıyor. O 500 firma içindeki 50 firma da yüzde 80’in yüzde 80’nini yapıyor. Bu oranlara baktığınızda Türkiye’nin ihracattaki gerçekleri ortaya çıkıyor. 500 firma ihracatın yüzde 80’ni yaparken geriye kalan 5500 firma yüzde 20’sini yapıyor.

İhracatta 2023 hedefleri hayale mi dönüşüyor?

Umutsuz konuşmak istemiyorum, fakat dünyada birtakım tarifler ve gerçeklikler var. BM’nin açıkladığı endekslere göre dünyada sürdürülebilir bir ekonomiyi var edebilmek için önümüzdeki 10 yıl içinde, her yıl en az 5 trilyon dolarlık yatırım yapılması gerekiyor. Bu 5 trilyonun 3,5 trilyonunun ise Türkiye’nin de içine girmeye çalıştığı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tarafından yapılması gerekiyor. Asıl mesele burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin yatırım yapacak ne kadar kaynağı var?

Bülent Ünal

“Sağlıklı Toplumların Hedefleri Gerçekçi ve Gerçekleşebilir Olmalı”

Hedefi 500 milyar dolar olarak koymak güzel. Kulağa hoş geliyor. Fakat o 500 milyar dolarlık ihracatı yapmak için ne kadar ithalat gerektiğini de ortaya koymak lazım.
İthalata ayırmak zorunda kalacağın kaynak ve cari açık ortadayken 150 milyar dolar olan ihracatı 8 yılda 3’e katlayabilmenin yolunu tarif eden yalan söylemek zorunda kalır.
İnsanoğlunun hayal etmesi güzel şeydir. Fakat sağlıklı bir toplumun hedeflerinin gerçekçi ve gerçekleşebilir olması lazım. İş hayatında yüzde 50 hatalı tahmin yaparsan batarsın. Bir satış tahmininde katlanılabilir hata oranı, maksimum yüzde 5-6’dır. Yüzde 15 hatalı tahmin yaparsan her şeyi toplar gidersin.
Birçoğu sanayide olmak üzere 14 bin müşterim var. 500 milyar ihracat hedefini resmi görüş olarak anlatanlar var ama kendi görüşü olarak inanana henüz rastlamadım.

“Bu Malzemeyle 500 Milyar Dolar İhracat Olmaz!”

Türkiye’de toplum birtakım gerçeklere farklı bakıyor. 11-12 milyon insana 300 ile 650 TL arasında devlet yardımı yapılıyor. Asgari ücret 900 TL. Devlet yardımı alan insana bir de sağlık hizmetleri için kar verilmiş ise; hastane bedava, kömür-erzak kapıya geliyor. 650 TL yardım alan kişi ile asgari ücretle çalışan arasındaki gelir farkı 250 TL’ye düşüyor. Haliyle 250 TL’ye çalışmak yerine yardımlarla yaşamaya alışan bir topluma dönüşüyoruz. Bir yandan insan kaynağını bu yönde şekillendirirken diğer yanda böylesi hedefler konulduğunda kısa sürede gerçekliğini kaybediyor.
Özetle kendimizi kandırmaya gerek yok. Malzeme bu… Bu malzemeyle de 500 milyar dolar ihracat olmaz. 500 dersin en fazla 300’de biter. Günü geldiğinde de bu kadar oldu denir. Kimse de neden olmadı diye sormaz…

THY’nin fuarcılığa etkisi hakkında neler söyleyebilir misiniz?

THY, dünyanın yurt dışına en çok uçuş yapan havayolu şirketi. Bu uçuşların çok büyük kısmının ise İstanbul’dan yapılıyor olması fuarcılık için büyük bir nimet. THY’nin sağladığı bu imkan sayesinde nitelikli ziyaretçi ve katılımcı açısından İstanbul önemli bir fuar kenti haline geldi.

İstanbul’da dönem dönem yeni fuar merkezi yatırımları gündeme geliyor. Bunlar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Fuarcının palavracısı avcının palavracısından daha beterdir… Fuarcılıkta bina yapmak kolaydır. Paran varsa en güzel binaları yaparsın. Fakat fuarcılık sadece bina ile yapılmıyor.
İstanbul’da dönem dönem siyaseten veya çeşitli arsalar üzerindeki spekülasyonları kamufle etmek için böyle haberler çıkarılıyor.
Ciddi olan bazı projeler vardı, bunlar derinlemesine araştırınca vazgeçti. Bazılarını ise ciddiye bile almamak lazım. Örneğin Anadolu yakasında bir belediye başkanı fuar merkezi yapacağını açıklıyor. Bu projeye girmesinin gerekçelerinden birini de ilçesindeki uyuşturucu bağımlısı gençleri kurtararak onlara iş bulma faaliyeti olarak açıklıyor. Dünyada böyle bir amaç için fuar merkezi yapılmış bir ülke yok. Belediye başkanı başarabilirse dünyada bir ilke de imza atmış olacak.
Yaşım 71; 35 yıldır fuarcılık yapıyorum. Bugüne kadar fuar merkezi yapacağını açıklayan onlarca şirket ve kişi oldu. Onlar henüz bir tane yapmazken biz 6 şehirde fuar merkezi inşa ettik. Bunun en güzel örneği de Ankara’dır. Ankara’da son 20 yıldır seçim dönemlerinde alevlenen fuar merkezi projesi seçimden sonra unutulur.

TÜYAP’ın büyüme stratejisi hakkında bilgi verebilir misiniz?

1995 yılından buyana devamlı büyüyerek geliyoruz. Önümüzdeki yılın sonunda biraz daha yatırım yaparak 120 bin metrekare olan kapasitemizi 150 bine çıkaracağız ve orada biraz soluklanacağız.

Otelciliğe girme fikri nasıl doğdu?

Gerçeği konuşmak gerekirse, şartlar ve koşullar gerektirmeseydi otel yapar mıydın diye sorsanız, cevabım hayır olurdu.
Bizim otel yatırımımızın asıl amacı, ana faaliyetimiz olan fuarcılıkta fark yaratabilmekti. Fuar katılımcılarının rahat ve konforlu bir fuar yaşamaları amacı ile otel yapmaya karar verdik.

TÜYAP Palas olarak çok avantajlı bir konumdasınız. Çevrenizde de çok sayıda otel ve ciddi bir rekabet var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

TÜYAP’ın yakın çevresinde farklı büyüklüklerdi 16 tane otel var… Açıkçası bu kapasitenin sağlıklı bir şekilde işletilmesini pek mümkün görmüyorum. Fuar döneminde bu oteller dolabilir, ama sonraki zamanlarda doluluğun nasıl sağlanacağının çok iyi planlanması lazım.
Şahsen bu yatırımların hesaplarının nasıl yapıldı pek anlayabilmiş değilim. Fizibilitelerinin çok gerçekçi olmadığını düşünüyorum.

“Bana Güvenerek Kredi Vermeyin! Diyorum”

TÜYAP Fuar Merkezi iyi bir tempoda çalıştığında, hazırlıklarla birlikte en fazla ayın 15 günü için potansiyel yaratabilmekte. Bu yatırımları gerçekleştiren dostlarımızın hesaplara derinlemesine girmediklerini düşünüyorum. Ya da harcanması gereken bir para var…
Bazen banka müdürü dostlarım telefon açarak “Bülent Bey sizin oralarda yeni bir otel projesi var; kredi verelim mi?” diye soruyorlar. Ben de “Bana güvenerek vermeyin!” diyorum… Çünkü fuar olarak kapasitemizin sınırlarındayız.
Bu arz fazlalığı nedeniyle, nitelikli otellerin daha alt kategorideki otellerle aynı fiyatta satılması gibi garip bir rekabet ortamı yaşanıyor. Bu durum da doğal olarak yatırımların karlılıklarını düşürerek geri dönüş sürelerini uzatıyor.

Bu rekabet ortamında sizin konumunuz hakkında neler söylemek istersiniz…

Biz doğal olarak çok daha avantajlı bir konumdayız. Otelin pazarlamasını fuarla birlikte yapıyoruz. Fuarcılıkta da 35 yıllık tecrübemiz var. 25-30 yıldır fuarlarımıza katılan ve artık dostluk seviyesine ulaşmış çok sayıda katılımcımız var.

TÜYAP çevresindeki bu rekabetten sinerji doğar mı? Bir kongre vadisi doğar mı örneğin…

Kongre turizmi farklı dinamikleri olan ayrı bir iş. Öyle oteller yapıp yanına da büyük salonlar inşa edilerek yapılabilecek bir iş değil.
Türkiye’ye gelen kongreler 750 ile 800 kişi arasında yoğunlaşan kongreler. Çok büyük kongre salonları inşa ederek bu pazardan gelir beklemeyi pek gerçekçi bulmuyorum. Ayrıca kongre getirmek öyle göründüğü kadar kolay bir iş değil. Fuarcılıkta pazarın koşullarına göre yeri ve tarihi siz belirlersiniz. Kongrede başkalarının düzenlediği bir işe talip oluyorsunuz. Sizin dışınızda bir sürü faktör var. Tarihini bile 3-4 yıl önceden belirlemek gerekiyor. Şahsen İstanbul için yeni bir kongre vadisine ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.

TÜYAP Palas’ın doluluklarından memnun musunuz?

Yaptığımız hesaplarda yüzde 65 oranında bir doluluk yakalayacağımızı tahmin ediyorduk. Gerçekleşen doluluğumuz ise yüzde 55’ler civarında. Fuar programına baktığımızda bu oranın önümüzdeki günlerde biraz daha artacağını tahmin ediyoruz. Mevcut ortalamayı yüzde 10-15 civarında artırdığımızda şikayet etmememiz gereken bir seviyeye ulaşacağımızı düşünüyorum.
Otelimizde çok büyük karlılık hedefimiz yok. Kendini döndüren, ayakları üzerinde duran ve kalitesinden ödün vermeyen bir otel olsun istiyoruz.

TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal ile Yazı İşleri Müdürümüz Yılmaz Keleş bir arada

TÜYAP Palas’taki büyüme planınız nedir?

Yaptığımız hesaplarda yapılacak kapasite artışının sabit giderlerimizdeki ufak artışlarla yönetilebileceğini gördük. Fuardaki genel büyüme çerçevesinde otelde de makul ölçülerde kapasite artışına gideceğiz.

Kaç oda yapacaksınız?

260 odamız var. En azından bunun yarısı kadar oda daha eklemeyi planlıyoruz. 400 civarında odanın çalışma verimliliği açısından makul bir sayı olduğunu düşünüyoruz.

Bulunduğunuz diğer illerde otel yatırımınız olacak mı?

Hayır, otelcilik sektöründe büyümek gibi bir hedefimiz yok.

TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal
TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal

Bülent Ünal Kimdir?

İstanbul’da İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu’nda İşletme ekonomisi eğitim gördü. Mezun olduktan sonra endüstride ve ilaç sanayinde çalıştı. Eczacıbaşı Grubu’nda üretim planlaması görevinde bulundu. Bir müddet danışmanlık yaptı. Özel bir tavuk çiftliğinin kuruluşunda görev aldı. Ardından Türkiye’nin ilk PR araştırma şirketinin kuruluşunda yer aldı. Türkiye’nin ilk siyasi araştırmalarını yapan merkezini kurdu. Ardından fuarcılık sektörüne girdi. 35 yıldır sürdürdüğü ticari fuarcılık alanında çalışmalarına TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam ediyor.

Devamını oku
HOSTEC Tusid İstanbul
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir